Perşembe, Mart 19, 2015

deneme - 2

Scattering
 Boş ya da dolu dolu yaşayalım farketmiyor, aslolan hayatta kalabilmek, yaşıyor olmak ve yaşam içinde olmak. İnsan en kötü koşulda da olsa yaşamak istiyor, yaşam insanı içine çekiyor ya da, en ufak ışık hüzmesini zifiri karanlığa tercih ediyor insan. Herkes farklı sınıfta ya da refah seviyesinde hayatlara sahip, bir sürü eşyası malı mülkü olsun ne önemi var. Nefes alıp, düşünüyor olabilmek, kuru ekmek dahi olsa bundan zevk alarak hayatta tutunabilmenin lüks bir yaşamdan temelde ne farkı var. Sağlıklı bir bedene ve akla, özgürce hareket edebiliyor olmamızdan öte ne olabilir ki. Hangi yüzyılda yaşamış olursak olalım farketmiyor. Geçmişte ilkel çağlarda şu an sahip olduğumuz çoğu şeye sahip olmayanlar da bu hayatın içindeydi ve belki bizden daha mutlu ve güzel yaşadılar. Gelecekte yaşayacak insanlar için de aynı şey geçerli. Bir ömre ve nefes alma şansına sahip olmak zamandan öte bir gerçek. Kalbimizin vuruşunu, damarlarımızdan akan kanı hissetmek, yaşıyor olabilmek büyük bir şans. İnanç ekseniyle düşünmesek bile sahip olduklarımıza şükretmek gerekmiyor mu? Yaşıyor olmanın, var olmanın güzelliği, ışığı ve sıcaklığı hissetmek şükretmeye yetmez mi? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme