Perşembe, Eylül 13, 2018

Korkularımız


Öyle hemen korkularımız başlığını görünce korkularımızla ilgili her şeye açıklama getireceğimi sanmayın. 
Korkularımız o kadar iyi analiz edilmeli ki kendimiz ve insanların sorunlarıni iyi tespit edebilelim. Korkularımız saldırganlığımızın, kaygılarımızın, cesaretimizin, inandıklarımız ya da inanmadıklarımızın kaynağı mıdır? Bunlara neden olur mu bilmiyorum ancak net olarak gördüğüm şey; korkular insanın sınırlarını belirliyor. Sis içinde olduğumuzu düşünün ve 5 metre ötesini göremiyoruz, 5 metreden sonra korkularımız başlıyor yani görme   sınırımızdan ötesinde korkularımız başlıyor. En çok bilmediğimiz şeylerden korkarız herhalde. Görmediğimiz yerden sonrasını karanlık olarak düşünün oradan saldırı gelecek diye elimizdeki ateşi ya da silahı karanlığa doğru savuruyoruz. Korkularimizin kaynağı belki de binlerce yıl yaşanan bu ilkel yaşamdan da kaynaklanabilir. Doğayla mücadele içinde olan hatta Rakip kabileler rakip aileler arasındaki yaşam mücadelesi, hayatta kalabilmek adına insanlığın tüm numaralara ve taktiklere başvurabilmesi olası görünmektedir. Karşı cinsine kur yapamabilmek için tüy renkleri değişen kuşlar, avlanmak için gagası uzayan kuşların evrim sürecini düşündüğümuzde insanların fizyolojiden öte psikolojik olarak davranışlarının kökeninde ilkel zamanlardan kalma alışkanlık ve kalıplaşmış özelliklerin olması muhtemel. Yani korkularimizin kaynağı da hayatta kalma mücadelesi içinde olan insan türünün mecburi olarak başvurduğu yöntemler ve refleksler olabilir. 
İnsanların birbirini kıyımının da nedeni aslında yine var olma mücadelesi. Güçlü olan hayatta kalır vahşi doğanın kanunu. Birçok durumu doğal fenomenlere maddenin moleküllerin ve atomun davranışına bile indirgeyebiliriz belki de. Kim bilir belki de yer çekimi gibi bizi bir şeyleri yapmaya iten nedenler vardır. Akış içinde kendimize yer bulmaya çalışıyoruzdur. Tabi madde ve atomlar her zaman aynı davranışı sergilemiyor çünkü koşullar sürekli olarak değişiyor. Korkulardan hangi konulara gelmişim. Zaten yaptığımız her defasında yeni sorular sormak gerçeğe farklı açılardan bakmak değil mi? Biraz karışık oldu ama zihnimdeki düşünceler bunlardı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme