Cuma, Mayıs 17, 2019

Dış dünyamız ve iç dünyamız

Bu konuda daha sonra uzun uzadıya yazacağım ancak bir şeyler karalayayim. 
Dış dünyamız gördüğümüz dokunduğumuz eyleme geçip mudehale ettiğimiz dünya. İnsanlar eşyalar binalar parklar doğa dünya yer yüzü. 
İç dünyamızda ne var. Kafamizdaki dünyada. Dış dünyada etkileşime geçtiğimiz her şeyi hafizamizda canlandırıyoruz. Aslında bir şeyi var eden bizim onu zihnimizde var olarak algilamamiz yok olarak algiliyorsak yok gibi gelebilir. 
Hep denir ya dünyayı nasıl algıladığımız önemli diye. Evet önemli. 
Ancak iç dünyamıza hiç giriyor muyuz? Yani bilincaltina attığımız onca bilgi, geçmiş, yaşanmışlıklar ve bu yaşanmış şeylerin bizde oluşturduğu etki. Bazi etkileri bizi derinden etkileyip tedavi edemediğimiz travmalara yol açabiliyor. Neden? Travmanin korku olduğunu düşünürsek bir şekilde bilinç altında duran ve travmaya neden olan olay ya da durum sürekli bu korkuyu besliyor. Bu korkunun kaynağına inmedigimizde sonucu oluşturan nedeni görememiş oluyoruz. Yani travmanin sağladığı korkuyu yenemedigimizden onu sürekli sürekli yaşıyoruz. Çünkü dışarıdan gelen bir etki onu uyararak tetikleyebiliyor. Kisiligimizi oluşturan ve yaşanmışlıkların geri beslemesiyle ve kendi capimizda değerlendirmesiye oluşan benlik de benzer süreçlerden geçiyor. Yani bizi biz yapan şeyin birçok çevresel nedeni var; genetik çevresel sosyal. Yani çevremizden bir öğreti ve baskı geliyorsa o yönde kisiligimiz oluşuyor. 

İç dünyamızı bizi oluşturan bu benliğe hiç yolculuk yapıyor muyuz? Aman tanrım ne kadar korkunç sorular bunlar. 
Bazense kafamızda sürekli zihnimize düşen ve bizi baskı altına sokan bu düşünceleri bastırıriz ve geri plana atarız. Aslında bu yapılabilirse güzel bir yöntem. Ancak kalıcı bir çözüm değil geçici bir çözüm olabilir. 
Kafamızda soru işareti olarak gezen konuları nasıl çözebiliriz?

Her şeyi çözemeyiz ancak kaçarak da kurtulamayiz. Bu nedenle korkusuzca üstüne gidip nedenlerini düşünüp suçumuz varsa bunu kabul edip içsellestirerek birakmamazi ve salmamiz gerekiyor. Yani kene gibi yapışmış bir düşünceyi üstüne giderek onu yorarak kendimizden uzaklaştırıp salmamiz gerekiyor. 
Biz sorun olarak gördüğümüz şeyi kabullenip onun üstüne giderek, yapabileceklerimizin sınırlarına bakarak ne yapacağımızı belirlersek en azından bize sürekli baskı yapan ve her durumda tetiklenen bir kök sorun olmaktan çıkarmış oluruz. 

Bir nevi bataklığı kurutmamiz gerekiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme